Bize Ulaşın
cloud

Blog Yazısı

Img
Severek Ayrılanlar Kitabının Yazarı; Yazar Ceylan BAĞCI'YI Tanıyalım...
Severek Ayrılanlar Kitabının Yazarı; Yazar Ceylan BAĞCI'YI Tanıyalım...

    Bir çok yazar için klavye başına geçmek sıradan bir eylemdir. Benim içinse bu, her gün yeniden kazanılması gereken bir cephe. Ellerim titrediğinde, sadece kalemim değil, bazen dünyam da sarsılıyor gibi hissediyorum. Ama o titreme aslında içimdeki heyecanın ve anlatma isteğimin bir dışavurumu. Harfler bazen benden


    Kaçmaya çalışsa da, ben onları sabırla tutup yerlerine yerleştirdim. Çünkü biliyorum ki; gerçek edebiyat, parmak uçlarıyla değil, sarsılmayan bir kalple yazılır. Bazı geceler, bir harfi doğru yere kondurmak benim için bir dağı tırmanmak kadar yorucu olabiliyor. Mürekkebim kağıda bazen bir kelime, bazen de yorgun bir damla gözyaşı gibi düşüyor. İnsanlar sayfaları çevirirken sadece hikayeyi okuyorlar; oysa ben her satırın arasında, ellerimin titremesine inat, ruhumun ne kadar dik durduğunu görüyorum. Ve o kelimelerim benim tek sığınağım. Dünya dışarıda gürültüyle dönmeye devam ederken, ben kendi sessizliğimde, sarsılan ellerimle sarsılmaz köprüler kuruyorum. Belki parmaklarım bana her zaman itaat etmiyor ama kalemim, kalbimden geçen o hırçın nehre her zaman boyun eğiyor.


    Sonunda anladım ki; kusursuz bir el yazısı değil, kusurlarıyla barışmış bir ruh ölümsüzdür. Bu kitap bittiğinde, geriye sadece kağıttaki siyah harfler kalmayacak; aynı zamanda bir insanın, kendi fırtınasına rağmen rüzgara karşı fısıldadığı o cesur şarkı kalacak. Ve bu kitabı bitirmek, sadece “yazar” olmak demek değildi benim için. Bu; titreyen ellere, yavaşlayan adımlara ve sessiz kalan dillere bir cevaptı. Başarı, mükemmel bir bedene sahip olmak değil, sahip olduğun her şeyle ortaya mükemmel bir ruh koyabilmektir. Çünkü en güzel cümleler, en çok sarsılan ellerle değil, en derin yaralardan süzülen sabırla yazılır. Günün sonunda, ellerim hala titriyor olabilir; ama artık biliyorum ki, bu titreme bir zayıflık değil, yaşama tutunmaya çalışan bir kalbin en samimi ritmidir. Hayatımın en büyük zaferini ilan ettim. O son noktayı koymak; sadece kağıt üzerinde bir hikayeyi bitirmek değil, önüme çıkan tüm fiziksel sınırlar, kalbimi acıtan kırıcı eleştiriler “yapamazsın” diyen sesleri geride bırakmaktı. Bu yolculuk benim için hiçbir zaman kolay olmadı. Klavyenin başına her oturduğumda, sadece kendi bedenimin getirdiği zorluklarla değil, dış dünyanın o soğuk duvarlarıyla da mücadele ettim. Yazmaya başladığım ilk zamanlarda, ne yazık ki etrafımdan destekleyici sözler yerine hevesimi kırmaya çalışan acımasız cümleler yükseldi. “Bu halinle nasıl kitap bitireceksin?”, “Yazmak senin neyine?” diyenler, engellimi başarıma bir sınır gibi çizmeye kalkanlar oldu. Bu kırıcı eleştiriler ilk başta ruhumu çok hırpaladı, yalan yok. Ama sonra durdum ve sordum kendime:


    Onların önyargıları mı benim kaderimi belirleyecek, yoksa içimdeki o sönmeyen yazma tutkusu mu? O kırıcı sözlerin beni durdurmasına izin vermedim; aksine, her birini beni daha da hırslandıran, kelimelerime daha sıkı sarılmamı sağlayan birer basamağa dönüştürdüm. Çünkü gerçek başarı, tam da size “yapamazsın” dedikleri o yerde filizlenir. Elbette bu yolda tek başıma yürümedim. Ne zaman titreyen ellerim beni yarı yolda bıraksa, ne zaman aldığım o acımasız eleştiriler yüzünden kalbim kırılsa, beni her düştüğümde ayağa kaldıran muazzam bir el vardı: Ailem. Yazma aşamasının o en sancılı, en yorucu anlarında, benimle birlikte uykusuz kaldılar. Kimse bana inanmazken onlar gözlerimin içindeki o ışığa güvendiler. Yeri geldi yorulan bedenime nefes oldular, yeri geldi ruhuma en büyük umudu üflediler. Eğer bugün bu kitap bittiyse ve ben bir yazar olarak karşınızda durabiliyorsam, bu sadece benim değil, bana sarsılmaz bir sevgiyle kol kanat geren ailemin de başarısıdır. Şimdi bu satırları okuyan sevgili okurum, sana sesleniyorum: Şu an hayatında ne tür bir engelle, nasıl bir zorlukla ya da seni durdurmaya çalışan hangi kırıcı seslerle mücadele ediyorsun bilmiyorum. Ama şundan çok eminim: Bedeni ya da hayatın sınırları olabilir, fakat ruhun ve hayallerin asla sınırı yoktur. Eğer ben, titreyen ellerime ve önüme çıkan tüm imkansızlıklara rağmen o kitabı bitirip bu başarıyı göğüsleyebildiysem inan bana senin de içinde dünyayı yerinden oynatacak bir güç var. Kimsenin senin hayallerini çalmasına, hevesini kırmasına izin verme. Yazmak için kusursuz bir hayatı ya da kusursuz şartları bekleme. Kalemi eline al .Klavyenin başına geç. Ve sadece


İçindeki o cesur şarkıyı fısılda.

Ben başardıysam sen de yapabilirsin.

Şimdi sıra sende,anlat hikayeni,özgür bırak kelimelerini  !